|
|
| |
Oyun İncelemeleri : Nba live 2008 |
|
| |
Geçen yılın Eylül ayında piyasaya sürülen NBA Live 07, hayranlarına
büyük ölçüde hayal kırıklığı yaşatmıştı. Birçok teknik hata içermesinin
yanı sıra serinin 1 önceki oyuna benzemesi gerçekten kötü bir durumdu.
Aynı zamanda EA’nin bu alanda en sıkı rakibi olan 2K Games içinde önüne
sunulmuş bir nimetti. 2K Games bu avantajı çok iyi bir şekilde
kullanarak liderlik bayrağını eline almıştı ve EA için yapılacak tek
bir şey vardı; NBA Live 08 ile bu rekabeti tekrardan ateşlendirmekti.
Ancak hedefine tam anlamıyla ulaşamadı.
Monoton maçlara tekrar merhaba
NBA Live 08 ile seriye oynayış konusunda
değişiklikler gelmiş. Özellikle dikkatimi çeken mücadeleler oldu. Omuz
omuza mücadelelerde gerçekten sıkı rekabetler var. Sert omuz darbeleri,
hücum faulleri ve dirsek darbeleri oldukça hoşuma gitti. Örneğin karşı
takım hücuma geçerken zaman zaman sizin oyuncularınızı düşürebiliyor,
hatta bir omuz darbesi ile birkaç metre ileriye atabiliyor. Yorumlar (0) >>Devamını Okumak İçin Tıklayınız>>
|
|
| |
| Gönderen: lordsebo | Tarihi: 22 Mart 2008 | Görüntülenme: 660 |
|
|
|
| |
Oyun İncelemeleri : Sudden Strike 3: Arms for Victory İncelemesi |
|
| |
Sudden Strike 1 gerçekten etkileyici bir oyundu. RTS olmasına rağmen stratejilerdeki klasik çevreden malzeme toplamak, bina yapıp adam basmak gibi hep bilindik oynanış yoktu. Bunun tam tersi sadece emrimize birimler veriliyordu ve görevi yapmaya çalışıyorduk. Haritada ilerlerken nereden saldırı geleceği belli olmuyordu. Dikkatli bir biçimde adımımızı atmamız lazımdı. Tek bir birim bile çok önemliydi. Sudden Strike Forever isimli genişleme paketiyle beraber oyun çok daha iyi hale geldi. Tabii ki yapımın başarısından sonra devamının gelmesi de kaçınılmaz oldu. Sudden Strike 2 ile seri başarısını pekiştirdi. Kendine ait bir oyuncu kitlesi bile yarattı. Çoğu kişi üçüncü yapımı bekledi. Ancak aradan uzun bir süre geçmesine rağmen Sudden Strike 3’ten (SS3) pek haber çıkmamıştı. Sonunda geliştirildiği duyuruldu. Fanlar rahat bir nefes alırken, sessiz bir şekilde piyasaya da sürüldü.
Savaşın acımasız yüzü
SS3’te bizleri sade bir menü karşılıyor. Singleplayer’a girdiğimiz zaman Campaign ve Custom Scenario seçenekleri mevcut. Custom Scenario’da bir tane normal görev ve Tutorial kısımları bulunuyor. Eğer yeni başlayan bir oyuncuysanız size tavsiyem Tutorial’ı bir kere oynamanız. Böylece SS3’ün işleyişi, birimler, oynanabilirlik açısından nasıl olduğunu öğrenebilirsiniz. Eski Sudden Strike oyuncuları ise yapıma başlarken pek zorlanmayacaklardır. Çünkü genel olarak eski oyunlardaki mantık korunmuş. Asıl Singleplayer görevlerini ise yine gerçek olaylar oluşturuyor. Iwo Jima’daki Japonlar ve Amerikalılar arasındaki savaşı oynayabiliyoruz. İstersek Amerikan tarafından Iwo Jima’ya saldırabiliriz veya tam tersi olarak Japon ordusunu alıp savunma yapabiliriz. Aynı şekilde Almanları seçip Avrupa’daki çatışmaları yaşayabiliyoruz. Normandiya Çıkarması’nı yeniden canlandırabiliriz. Singleplayer görevleri toplamda 5 adet. Az bir sayı gibi durabiliyor. Ancak savaşlar gerçekten uzun sürüyor. Bunun nedeni ise SS3’ün önceki oyunlarla aynı giden oynanışı. Zaten seriyi normal strateji oyunlarından ayıran yapısı da, sadece verilen birimlerle gerekeni yapmak. Her zamanki gibi belli üniteler emrimiz altına giriyor. Birimler oldukça çeşitli. Normal askerler, tanklar, toplar, mühendisler, subaylar, savaş gemileri, casus uçaklar vs… var. Gerekli bir şekilde adamlarımızı kullanmak zorundayız. Özellikle oyunun yapısının genel olarak birimler üstüne kurulmasından dolayı mikro yönetim oldukça önemli. Elimizdeki birimlerin çeşidine göre, stratejimizi akılcı biçimde planlamak, savaşı lehimize çevirecektir. Aynı şekilde yaptığımız yanlış müdahaleler oyunu kaybetmemize bile yol açabiliyor. Bunun acısını özellikle Normandiya Çıkarması’nda yaşamıştım.
Yorumlar (0) >>Devamını Okumak İçin Tıklayınız>>
|
|
| |
| Gönderen: lordsebo | Tarihi: 22 Mart 2008 | Görüntülenme: 84 |
|
|
|
| |
Oyun İncelemeleri : Grand Theft Auto IV İncelemesi |
|
| |
Rockstar Games, biz oyun severler bu ismi ilk kez 1997 yılında duyduk. Kimse o zaman için devrim niteliği taşıyan bir oyun ile karşımızda olduklarını tahmin etmemişti. Çünkü o dönemlerde, internet hayatımızla bu denli iç içe değildi ve yapımlar ancak piyasaya sürüldükten sonra oynayarak inceleme fırsatına sahiptik. Grand Theft Auto isimli belki de o dönem için bir milat olmuştu. Hep iyi karakterleri yönetmekten artık sıkılan bizlere Rockstar Games öyle bir oyun sunmuştu ki, suç işlememiz isteniyordu. Zaten suç işlemek amacıyla kurulmuş bir şehirde, istediğimiz gibi dolaşmamıza izin veriliyordu ve bizler, şehrin sakinlerini ya da polisleri öldürmek için şehrin çeşitli yerlerine dağıtılmış silahları toplayarak katliam yaratıyorduk. İşte bu gerçekten oyun dünyası için bir devrim oldu ve Rockstar Games adını hafızalarımıza kazımayı başardı. Firmanın daha sonra GTA(Grand Theft Auto) üzerine çıkardığı ek görev paketi ve ardından gelen devam oyunları ise ilk oyunun başarısını aratmamış, her oyunda inatla geliştirip oyunu daha da güzelleştirecek özellikler katarak bizleri şaşırtmıştı. Bir devam oyununun nasıl güzel olabileceğini göstermişti. Şimdi ise Rockstar Games belki de en ağır topunu ateşlemek üzere.
Grand Theft Auto IV ile buluşmamıza sayılı günlerin kaldığı şu günlerde, artık oyunun resmi internet sitesinde bir çok video yayınlanmış durumda ve bir çoğumuzun artık defalarca izleyip ezberine aldığı gün gibi aşikar. Öncelikle konusuna değinecek olursak. GTA 3 oynayanlar Liberty City ismini hatırlayacaktır. Evet GTA IV’de, Liberty City’de fakat 2007 yılının Liberty City’sinde geçiyor. Yani artık karşımızda çok daha modern, çok daha gelişmiş, çok daha canlı ve ayrıntılı bir şehir var. Ayrıntının dışında Rockstar Games 5 ayrı şehir inşa etmiş. İnşa edilen şehirler gerçekte var olan şehirler ve isimleri değiştirilerek oyuna aktırılmışlar. Bu şehirler ise; Bronx - Bohan, New Jersey - Alderney, Queens - Dukes, Brooklyn - Broker ve Manhattan - Algonquin olarak çevrilmiş. Oyunun haritası için de, San Andreas’dan küçük olduğu ancak detay bakımından oldukça fazla olacağı Rockstar Games tarafından doğrulandı.
Yorumlar (0) >>Devamını Okumak İçin Tıklayınız>>
|
|
| |
| Gönderen: lordsebo | Tarihi: 22 Mart 2008 | Görüntülenme: 152 |
|
|
|
| |
Oyun İncelemeleri : Half Life 2 incelemesi |
|
| |
İlk
oyunu 1998 yılında çıktığında devrim yapmıştı.Fakat o zamanlar benim
Half-Life`tan falan pek haberim yoktu.Half-Life ile ilk tanışmamız
Counter-Strike sayesinde oldu.Arkadaşlarla cafede deli gibi oynadığımız
CS`yi evdeki bilgisayarımı kurmuştum.Oyunları kurcalarken Half-Life
diye birşey görmüştüm.Ona tıkladım New Game vardı.İşte ne olduysa ondan
sonra oldu.Başından kalkamayacağım beni yerimden sıçratan bir korku
oyununun tiryakisi olmuştum bile.
2002 yılında 2. oyununun çıkacağı
duyuruldu.Yayayınlanan ekran görüntüleri ve videolar gerçekten ağız
sulandırıcıydı.Oyun 2003`te çıkacak dediler bekledik fakat ortalarda
birşey göremedik.Daha sonra çalındı haberleriyle anladık neden
göremediğimizi.Ve 2004 Kasım`ı geldiğinde artık herkes Half-Life 2
oynar olmuştu.İlk açtığımdaki duyduğum heyecanı ve sevinci
anlatamam.Grafikler gerçekten göz kamaştırıyordu.Hemen oynamaya
başlamıştım ve oyundan çok memnun kalmıştım.Fakat oyunu bitirdiğimde
resmen şok oldum diyebilirim.Tamam oynadığım oyun güzeldi, mükemmeldide
ağızımın suyundan evi sel basacak şekilde izlediğim videodaki
bölümlerden eser yoktu.Resmen bambaşka bir Half-Life 2
oynamıştım.Bambaşkada olsa Half-Life 2 gerçekten muhteşem bir oyun bunu
kabul etmek lazım.Şimdi bu muhteşem oyunu Oyunlife farkıyla inceliyoruz.
//
//]]>
//
İlk
oyunu 1998 yılında çıktığında devrim yapmıştı.Fakat o zamanlar benim
Half-Life`tan falan pek haberim yoktu.Half-Life ile ilk tanışmamız
Counter-Strike sayesinde oldu.Arkadaşlarla cafede deli gibi oynadığımız
CS`yi evdeki bilgisayarıma kurmuştum.Oyunları kurcalarken Half-Life
diye birşey görmüştüm.Ona tıkladım New Game vardı.İşte ne olduysa ondan
sonra oldu.Başından kalkamayacağım beni yerimden sıçratan bir korku
oyununun tiryakisi olmuştum bile. 2002 yılında 2. oyununun çıkacağı
duyuruldu.Yayayınlanan ekran görüntüleri ve videolar gerçekten ağız
sulandırıcıydı.Oyun 2003`te çıkacak dediler bekledik fakat ortalarda
birşey göremedik.Daha sonra çalındı haberleriyle anladık neden
göremediğimizi.Ve 2004 Kasım`ı geldiğinde artık herkes Half-Life 2
oynar olmuştu.İlk açtığımdaki duyduğum heyecanı ve sevinci
anlatamam.Grafikler gerçekten göz kamaştırıyordu.Hemen oynamaya
başlamıştım ve oyundan çok memnun kalmıştım.Fakat oyunu bitirdiğimde
resmen şok oldum diyebilirim.Tamam oynadığım oyun güzeldi, mükemmeldide
ağızımın suyundan evi sel basacak şekilde izlediğim videodaki
bölümlerden eser yoktu.Resmen bambaşka bir Half-Life Yorumlar (0) >>Devamını Okumak İçin Tıklayınız>>
|
|
| |
| Gönderen: lordsebo | Tarihi: 22 Mart 2008 | Görüntülenme: 110 |
|
|
|
| |
Oyun İncelemeleri : Resident Evil incelemesi |
|
| |
BÖLÜM 1
Resident Evil (Jill Valentine - Chris Redfield)
Maceramız Bakırköy'de başlıyor. O zamanlar orta okul öğrencisiyim.
Bir oyun dergisinde gördüğüm gayet ilgi çekici bir resim, beni iki sokak
aşağımızdaki bir oyun dükkanına kadar götürüyor; ne hikmetse oyunu bulup eve
geliyorum; PC'ye kuruyorum: Macera başlıyor...
"Başla"ya bastığım an, gırtlağın gerilim konusundaki tonlama
hünerini gösteren bir tını: "Resident Evil" diyor; ekran kararıyor; bir takım
gizemli makaleler okunup oynayabileceğimiz karakterlerin sıfatlarının yer aldığı
kimlik kartları beliriveriyor. Jill Valentine ya da Chris Redfield,
yönetebileceğimiz polisler. Ben o zaman "tam çözümle oyun bitirme" gibi miskince
bir yolu tercih ettiğimden -ve ilgili tam çözümde Jill ile oynandığından- bayan
vatandaş ile oynama kararı almıştım.

Yorumlar (0) >>Devamını Okumak İçin Tıklayınız>>
|
|
| |
| Gönderen: lordsebo | Tarihi: 18 Mart 2008 | Görüntülenme: 164 |
|
|
|
|
|
| |
| « Temmuz 2008 » |
|---|
| Pt | Sa | Çr | Pr | Cu | Ct | Pz |
|---|
| | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | | 28 | 29 | 30 | 31 | |
|
| |
|