İlk
oyunu 1998 yılında çıktığında devrim yapmıştı.Fakat o zamanlar benim
Half-Life`tan falan pek haberim yoktu.Half-Life ile ilk tanışmamız
Counter-Strike sayesinde oldu.Arkadaşlarla cafede deli gibi oynadığımız
CS`yi evdeki bilgisayarımı kurmuştum.Oyunları kurcalarken Half-Life
diye birşey görmüştüm.Ona tıkladım New Game vardı.İşte ne olduysa ondan
sonra oldu.Başından kalkamayacağım beni yerimden sıçratan bir korku
oyununun tiryakisi olmuştum bile.
2002 yılında 2. oyununun çıkacağı
duyuruldu.Yayayınlanan ekran görüntüleri ve videolar gerçekten ağız
sulandırıcıydı.Oyun 2003`te çıkacak dediler bekledik fakat ortalarda
birşey göremedik.Daha sonra çalındı haberleriyle anladık neden
göremediğimizi.Ve 2004 Kasım`ı geldiğinde artık herkes Half-Life 2
oynar olmuştu.İlk açtığımdaki duyduğum heyecanı ve sevinci
anlatamam.Grafikler gerçekten göz kamaştırıyordu.Hemen oynamaya
başlamıştım ve oyundan çok memnun kalmıştım.Fakat oyunu bitirdiğimde
resmen şok oldum diyebilirim.Tamam oynadığım oyun güzeldi, mükemmeldide
ağızımın suyundan evi sel basacak şekilde izlediğim videodaki
bölümlerden eser yoktu.Resmen bambaşka bir Half-Life 2
oynamıştım.Bambaşkada olsa Half-Life 2 gerçekten muhteşem bir oyun bunu
kabul etmek lazım.Şimdi bu muhteşem oyunu Oyunlife farkıyla inceliyoruz.
//
//]]>
//
İlk
oyunu 1998 yılında çıktığında devrim yapmıştı.Fakat o zamanlar benim
Half-Life`tan falan pek haberim yoktu.Half-Life ile ilk tanışmamız
Counter-Strike sayesinde oldu.Arkadaşlarla cafede deli gibi oynadığımız
CS`yi evdeki bilgisayarıma kurmuştum.Oyunları kurcalarken Half-Life
diye birşey görmüştüm.Ona tıkladım New Game vardı.İşte ne olduysa ondan
sonra oldu.Başından kalkamayacağım beni yerimden sıçratan bir korku
oyununun tiryakisi olmuştum bile. 2002 yılında 2. oyununun çıkacağı
duyuruldu.Yayayınlanan ekran görüntüleri ve videolar gerçekten ağız
sulandırıcıydı.Oyun 2003`te çıkacak dediler bekledik fakat ortalarda
birşey göremedik.Daha sonra çalındı haberleriyle anladık neden
göremediğimizi.Ve 2004 Kasım`ı geldiğinde artık herkes Half-Life 2
oynar olmuştu.İlk açtığımdaki duyduğum heyecanı ve sevinci
anlatamam.Grafikler gerçekten göz kamaştırıyordu.Hemen oynamaya
başlamıştım ve oyundan çok memnun kalmıştım.Fakat oyunu bitirdiğimde
resmen şok oldum diyebilirim.Tamam oynadığım oyun güzeldi, mükemmeldide
ağızımın suyundan evi sel basacak şekilde izlediğim videodaki
bölümlerden eser yoktu.Resmen bambaşka bir Half-Life 2
oynamıştım.Bambaşkada olsa Half-Life 2 gerçekten muhteşem bir oyun bunu
kabul etmek lazım.Şimdi bu muhteşem oyunu Oyunlife farkıyla inceliyoruz.
Welldone Dr. Freeman!
İlk
oyunu bitirenler oyunun sonunda G-man`in bize iki seçenek sunduğunu
hatırlayacaklardır.Bize iki seçenek sunuyordu onun için çalışmak yada
çalışmamak.Çalışmamayı seçince kendimizi çeşitli yaratıkların arasında
buluyorduk ve ölüyorduk.Teklifini kabul edince ise daha sonra
görüşeceğimizi söylüyordu G-man.İşte ikinci oyunda teklifini kabul
etmiş oluyoruz ve G-man bize olaylardan kısaca birşeyler
bahsediyor.Kurtlar Vadisindeki konuşmaları andıran tarzdaki
konuşmasından sonra kendimizi bir trende buluyoruz.Ne olduğunu
anlamadan ilerlerken sorgu odasına alınıyoruz ve eski dostumuz Barney
tarafından Combine`ların elinden kurtuluyoruz.Bu arada karakterin adını
bilmeyenler Barney ile konuşması esnasında Gordon Freeman olduğunu
öğreneceklerdir.Dr.Klainer`ın labaratuvarını ararken öğreniyoruzki
şehri Combine adındaki birlikler işgal etmiş.Dr. Klainer`ın
labaratuvarına giderken yolda bir çok Comineların sivillere yaptığı
işkencelere şahit oluyoruz ve çok geçmeden bizde onların arananlar
listesine dahil oluyoruz.Artık amacımız ölmeden gideceğimiz yere
ulaşmak.Fakat işler yolunda gitmiyor ve Combine askerleri tarafından
bir odada sıkıştırılıp bir güzel copu yiyoruz.Gözlerimizi açtığımızda
ise Alyx Vance tarafından kurtarıldığımızı öğreiyoruz.Alyx bizi Dr.
Klainer`ın yanına götürüyor.Orada olaylar hakkında bilgi aldıktan sonra
meşhur H.E.V. suitimizi giyiyoruz.Black Mesa East`e ışınlanırken
yaşanan bir şanssızlık sonucu şehrin ortasında kalıyoruz.Amacımız Black
Mesa East`e sağ salim varabilmek.Black Mesa East`e geldiğimizde işler
iyice arap saçına dönüyor ve ne olduğunu anlamadan kendimizi
Half-Life`a yakışır bir bölüm olan Rawenholm`da buluyoruz.Şehir sırf
zombi kaynıyor ve bu şehirden geçmemiz gerekiyor.Rawenholm`dan sağ
salim kurtulduğumuzda anlıyoruzki Alyx`in babası Eli Combine askerleri
tarafından kaçırılmış.Amacımız Alyx ile buluşup Eli`ı kurtarmak.
Senaryo alışılmışın dışında olduğu için kavradığınız zaman "yine mi?"
sorusunu kendinize sormuyorsunuz.Senaryonun değişik olması oyun için
bir artı.
"Zombinin kafasına varil düştü, öldü.Ben birşey yapmadım."
Oyun
gerçekten çok sağlam grafik ve fizik motoruna sahip.Oynarken hiç
sıkılmıyorsunuz.Grafikler mükemmele yakın.Özellikle yüz animasyonları
çok detaylı ve gerçekçi hazırlanmış.Oyundaki bir karakterin tam olarak
neler hissettiğini yüzüne bakıp anlayabiliyorsunuz.Ayrıca bir karakter
sizi gözleriyle izleyebiliyor.Bu sayede size bakmak için illede
kafasını çevirmek zorunda kalmıyor.Gözleri sizi neyere gitseniz takip
ediyor.Böylece gerçekçilik tavan yapıyor.Artık sizinle konuşurken direk
karşıya boş boş bakan karakterler canınızı sıkmayacak.Bu detayda hoş ve
iyi düşünülmüş.Yüzeylerdeki kaplamalar ve yansımalar göze hoş geliyor.
Gelelim oyunun en mükemmel yerine...Yani fizik motorundan
bahsedeceğiz.Oyundaki fizik motoru gerçekten çok iyi
tasarlanmış.Çevredeki tüm nesneler fizik kuralları çerçevesinde hareket
ediyor.Zaten Gravity Gun silahına sahip olduğunuzda oyunun fizik
işlemleri için ne kadar çok uğraşıldığını anlıyorsunuz.Size hızla
atılan veya yüksek bir yerden düşen varil canınızı yakabiliyor.Ya da
hızla bir yere çarptığınızda veya çok yüksekten düştüğünüzde canınız
yanabiliyor.Öldürdüğünüz bir düşman hiç kıpırdamadan yere yapışmak
yerine gerçekçi bir şekilde ölüp yere rastgele yığılabililiyor.Fizik
motorunun iyi olması oyunda araç kullanmayı elverişli bir hâle
getirmiş.Oyunda su botu ve buggy kulanabiliyorsunuz ve araç kullanımı
çok gerçekçi.
Gordon!Konuşsana be!Dilini mi yuttun?
Oyundaki
seslendirmeler gerçekten iyi yapılmış.Karakterlerin yüz ifadeleri
sesleriyle uyumlu.Gerçekçilik bir kat daha artmış bununla.Silah ve
çevre sesleride çok iyi, kulak tırmalamıyor hiçbirisi.Yalnız tek
tuhafıma giden Gordon haricindeki herkesin konuşuyor olması.Gordon hiç
birşekilde konuşmuyor.Darbe aldığında bile "ah! uh!" gibi sesler
duyamıyorsunuz.Herhalde konuşmayı pek sevmiyor. Oynanış olarak oyun
için çok iyi diyebiliriz.Bir düşmanı öldürmek için birden fazla
yönteminiz mevcut.Ancak hikâye gereği gitmeniz gereken yollar
belli.Oyunda çeşitli fizik bulmacaları var.Bir yerden geçmeniz için
olmadık şeyler yapmanız gerekiyor.Mesela bir bölümde rampadan
geçebilmek için ağırlığınızdan fazla pirketi rampanın diğer tarafına
koymanız gerekiyor.Bu detayda oldukça hoş düşünülmüş.Oyunun kontrolleri
hiç zor değil.Bu sayede oynamak işkence olmuyor.Kontrollerin iyi olması
aynı zamanda çevik olmayıda gerektiriyor.Half-Life 2`de hızlı olan her
zaman kazanıyor.Bu yüzden yavaş davranmamalısınız.Oyun oynanış yönünden
herkesi tatmin eder seviyede.
Bu kadarcık mı?
Oyundaki
silahlar ilk bakışta sizi hayal kırıklığına uğratabilir.İlk oyundaki
gibi silah yok ancak yinede hatırı sayılır sayıda silahlar mevcut
oyunda.Bu çoğu kişinin canını sıkabilir ancak silah sayısına önem
vermeyenler için sorun olacağını sanmıyorum.İsterseniz silahlara kısaca
bir göz atalım.
Levye: Half-Life serisinin klasiği.Şimdi daha da
güçlenmiş, artık headcrapleri tek vuruşta indirebiliyorsunuz.Kafa
delmek için ideal bir silah.
Gravity Gun: Oyunda en çok
kullanacağımız ve bizi en çok eğlendirecek olan silah.Bu silahla
çevredeki nesneleri çekip birinin kafasına atabilirsiniz.Eğlence yumağı
resmen.
9mm Pistol: Bildiğimiz tabanca.18 mermi alıyor.Combine öldürmek için ideal ancak zombilerde pek işe yaramıyor.
.357: oyundaki 6 mermilik kovboy silahımız.Tabir-i Caizse kodumu oturtuyor.Şarjör değiştirmesi çok artistik.
SMG:
Taramalı silah.45 mermi alıyor.Combine öldürmek için kullanılabilir.Bu
silahta zombie ve strider gibi düşmanlarda pek işe yaramıyor.İkincil
fonksiyonu ile bomba atıyor.
Pulse Rifle: Oyundaki en dehşet
taramalı silah.Düşmanınızı sadece 1-2 atışta yere serebilirsiniz.30
atışı var.İkincil fonksiyon olarak molekkülere atılan enerji topu
atıyor.Düşmanınızın parçasını bile bırakmak istemiyorsanız mutlaka
deneyin.
Shotgun: Bildiğimiz pompalı.6 fişek alıyor.Canlılar
üzerinde çok etkili.Ancak robotlara pek birşey yapamıyor.İkincil
fonksiyon olarak çift atış yapabiliyor.
Grenade: Oyundaki el
bombamız.Zamanlaması olduğu için hemen patlamıyor bu yüzden yakına atıp
yerden alarak uzağa fırlatabilirsiniz.Bu sayede düşman hemen havada
takla atmaya başlar.
Crossbow: Meşhur okumuz.Kızdırılmış inşaat
demiri atıyor.Her atıştan sonra yeni demiri takması gerekiyor.Tek
seferde düşmanı indirmeye yarıyor.
RPG: Oyundaki bazokamız.Kırmızı
lazer hedefi belirliyor lazer nereyi gösterirse roket oraya
gidiyor.Akıllı bir silah.Strider indirmek için lazım.
Bugbait:
Oyunun ilerisinde sahip olabileceğimiz bir silah.Antlionları yönetmek
için kullanabilirsiniz."Atıl Kurt" tarzı yemi attığınız her yere dalar
antlionlar.
We made it!
Son
olarak Half-Life 2 çıkan tüm oyunlar arasında kendine apayrı bir yer
ediniyor.Grafik, ses ve oynanış yönünden herkesi tatmin edecek
seviyede.Mutlaka denemelisiniz.